18 Şubat 2011 Cuma

OKB ???




İlacımı bırakabilirmiyim diye sormak için aradığımda bu soruyu sormuştu bana doktorum. 'Takıntılardan ne haber?' 'İyiler' dedim, 'Oldukça azaldılar'. Hayatı yaşamam için önümde engel değillerdi artık.

Ama ya bir zamanlar... Obsesyonlar... Mahfeden, içimi durmadan kemiren, hayatı bana zindan eden... Film izlerken kalkıp tozu alınan sehpalarım vardı benim. Öyle olmalıydı. Temiz olmak zorundaydı her şey. Her gün aynı temizlik işleri defalarca yapılmalı, her yer pırıl pırıl olmalıydı. İç huzurumun bozulmaması için evdeki tek bir eşyanın yeri bir milim oynamamalıydı. Kirli sepetinde kirli çamaşır olmamalı, keza ütü sepeti boş olmalıydı. Yemekler pişirilmiş, ev mis kokmalıydı. Böyle olmak zorundaydı. Kusursuz olmalıydı her şey. Her şey yerinde ve olması gerektiği gibi olmalıydı ki ben kendimi rahatsız hissetmeyeyim. Gezerken aklım hep evdeydi. Evdeki eşyaların tozlu olup olmadığında ya da banyo fayanslarının yeterince beyaz olup olmadığında.

Uzun uzun anlattığımı fark ettim şimdi. Ama dile kolay seneler boyu yaşanmış çok zor bir hayat, hayatı işkenceye çeviren bir hastalık. Doktorumun ilk seansta teşhisini koyması için 15 dakika konuşmamız yeterli olmuştu. O kadar ortadaydı ve o kadar bağırıyordu burdayım diye. Obsesif kompulsif bozukluk. Takıntı hastalığı. Tanıdan sonra ilaç tedaviye başladık. İlacın faydasını yadsımıyorum elbet ama bu hastalığı çok düşünerek, kendime inerek, kendimi tanıyarak atlattığıma inanıyorum. Son seansta dr beni tebrik ettiğini, çok az kişinin bu hastalığı bu kadar çabuk atlatabileceğini söyledi. Çok daha uzun yıllar sürebilirdi tedavi. Ama hiç durmadan kendimle hesaplaştım ben. Ağlayarak, yıpranarak, onlarca kişisel gelişim kitabı okuyarak, eşime anlatarak. Hiç durmadan hesaplaştım. Hesaplaşmanın nasıl olduğu bir sonraki postun konusu olsun. Buraya yazmak da bir çeşit hesaplaşma benim için ve bunu sindirerek yapmak en doğrusu...

17 Şubat 2011 Perşembe

Kendimi affediyorum





İnsanın kendine yolculuğu nedense hep bir depresyon döneminde başlar. Ağır, yaralayıcı ve o cok yorgun günlerde kendine iner insan. Her insan değil tabi ki. Bu dönemi lehine çevirmek isteyen, depresyondan kurtulup hayata yenıden tutunmak için önce kendısını tanıması gerektiğini bilen ınsanlar yapar bunu. Yapabilirler diyeyim ya da. Çokkk ama çokk zordur o kendine inmeler. Çok yaralar. Bazen her şey olduğu gibi kalsın yeter ki ben bunu yaşamayayım der insan. Sicim gibi akarken yaşlar bır yandan; kendini, eksiklerini, eksilerini, hatalarını kabullenmeye çalışırsın. Bilirsin ki onları kabullenmeden, bunlar da benim, ismim ne kadar benimse kolum bacağım ne kadar benimse bunlar da o kadar benım demeden bır adım bıle atamazsın bu yolda. Her şey böyle başlar işte. Kendini her seyinle kabul etmekle başlar. Değiştirme ve düzeltme dönemi daha kolaydır ama kabul etme dönemi için aynı şeyi söylemem imkansız.


Dediğim gibi çok yorar insanı. Düşünmek yorar, acı verir ama sonunda kendini kazanmak varsa herseye değer... benim yolculuğum bitmek üzere. İki seneye yakın oldu yola çıkalı. Yıpranmalarımı ne siz sorun ne ben anlatayım :) Ama kendime sarıldım yolun sonunda. Çok güzeldi. Her şeye değerdi. İnanın her seye degerdi. Kendimi her şeyımle kabul edip butun hatalarım için kendımı affediyorum ve BENİ seviyorum dediğim an hissettiğim o iç huzuru her şeyden güzeldi. Yıllarca kendime yaptığım eziyet bitmişti. Çevreme yaptığım eziyet de bitmişti aslında:) Kendimden kaynaklanan sorunlara hep cevremden sorumlular bulup onların da hayatlarını zorlaştırmıstım çünkü senelerce.


Şimdi biliyorum ki benim benden başka düşmanım olmamış hiç. Bir tek ben sevmemişim beni. Ben kendimi sevmezken çevremdekilerin sevmesine de inanamamışım. O yuzden gercekten beni sevenlerın sevgisinden şüphe etmişim hep. Kendimi o derece layık görmemişim sevilmeye. Bildikten sonra çözmek kolay oldu. Çorap söküğü gibi geldi gerisi. Şimdi her şey çok güzel. Hayat güzel, kızım güzel, eşim güzel, yaklaşan baharın heyacanı güzel, ben güzelim. Ve bu kadar güzellik için durmadan, bıkmadan ve yürekten şükretmek güzel. Şükredecek bu kadar çok şeyim olduğu için şükrediyorum.tekrar tekrar şükrediyorum....